SON DAKİKA
--:--:--

CHP’li Sarıbal: “Çiftçiler dünyanın en onurlu işini yapıyorlar ama sahipsizler”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, “Bu ülkenin çiftçisi onurludur, üreten onurludur, nasırlı eller onurludur. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda üreten üreticilerimize buradan selam olsun. Dünyanın en onurlu işini yapıyorlar ama sahipsizler. Böyle gitmeyecek! Hep birlikte bu bozuk düzeni demokratik yollarla değiştireceğiz” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
CHP’li Sarıbal: “Çiftçiler dünyanın en onurlu işini yapıyorlar ama sahipsizler”

(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, “Bu ülkenin çiftçisi onurludur, üreten onurludur, nasırlı eller onurludur. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda üreten üreticilerimize buradan selam olsun. Dünyanın en onurlu işini yapıyorlar ama sahipsizler. Böyle gitmeyecek. Hep birlikte bu bozuk düzeni demokratik yollarla değiştireceğiz” dedi.

Sarıbal, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, yurtta insanların “sadece karnını doyurarak yaşamını sürdürdüğünü” ifade etti.

“Bu kadar büyük toprakları, dört mevsimi, yedi bölgesi ve inanılmaz doğal kaynakları olan bir ülkenin insanı neden bu şekilde besleniyor?” diye soran Sarıbal, şunları söyledi:

“Koca siyasetçiler, politika üretenler, iktidarlar, Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar ‘Gıda bir milli güvenlik meselesidir’ diyorlarsa, o zaman dönüp gereklerini yapmak zorundalar. Anayasa da zaten bunu böyle tarif etmiş: Üretimin, üretenin, üreticinin yanında olacaksınız. Tarım hukuku da böyledir. Bir tohum toprağa düştüğünde; bir fide, bir fidan toprağa ekildiğinde artık o kamuya aittir. Sadece onu üreten çiftçiye değil, sadece oradan çıkan ürünleri kullanan tüketiciye değil elbette; kamuya, devlete aittir. Tarım hukuku böyledir.”

“ÇİFTÇİ PERİŞAN, HEM DE ÜRETEREK PERİŞAN”

Devletin asıl koruması gereken kişilerin çiftçiler olduğunu belirten Sarıbal, “Ne yazık ki bir ülkede gıdanın ve tarımsal üretimin devamlılığını sağlamanız için koruyacağınız ana unsur elbette tarım topraklarımız, su ve üretim değerlerimizdir. Ama asıl korumanız gereken diğer temel dinamik çiftçilerimizdir. Eğer çiftçilerimizi koruyamazsanız, sadece ithalat odaklı, sözleşmeli tarım odaklı bir politikayı kendi istekleriniz doğrultusunda sürdürürseniz sonuç vahim olur. Şu kürsüden problemleri konuşmak yerine bir başarı öyküsü sunmak aslında hepimizin sorumluluğu ve görevidir. Ama olmuyor. Çiftçi perişan, hem de üreterek perişan” dedi.

Çiftçinin borcunun 2002’den bu yılın haziran ayı sonuna kadar tam 607 kat arttığını bildiren Sarıbal, şöyle konuştu:

“Daha da somutlaştıralım; 2002’de AKP iktidara geldiğinde çiftçinin bankalara tarımsal amaçlı kredi borcu toplam 2,4 milyar liraydı. Bugün ise tam 1 trilyon 459 milyar lira. Çıkıp ‘Çiftçi borcunu ödüyor, şu kadar üretim yapıyor, şu kadar destek veriyoruz’ diyenlere anlatırız, söyleriz. Ama şu odaların duvarları duydu, kürsüler duydu, sağır sultan duydu; bu topraklarda iktidar tınmıyor, iktidar duymuyor. İktidar gözünü, kulağını kapatmış, ağzına fermuar çekmiş. İthalatı tarımın temel dinamiği haline getirmiş. 2002 yılında çiftçinin tarımsal kredi borcu, verilen desteğin 1,7 katıydı. Yani çiftçinin 1,7 lira borcu varsa 1 lira destekleme vardı. Bugün yapılan destek ile çiftçinin borcu arasındaki fark tam 8 kat.

“MALIYLA, MÜLKÜYLE REZİL OLMAK BÖYLE BİR ŞEY”

Yine 2024-2025 yılları sürecine bakarsak, örneğin 2025’i baz alalım, çiftçinin takipteki borcu 7,7 milyar liraydı. Aradan bir yıl geçti, bugün tam 25,5 milyar lira. Yani çiftçinin takipteki borcu yaklaşık 3,5-4 kat artmış. Çok büyük bir rakam, sadece bir yılda. Bu şu demektir, çiftçi derin bir uçuruma gidiyor ve o uçurum derinleşerek, büyüyerek devam ediyor. Kimin umurunda? Bankalar tıkır tıkır çiftçinin traktörüne, tarlasına, malına, mülküne el koyabiliyor. 1 milyon lira kredi isteseniz 20 milyon liralık teminat alıyorlar, onlarca evraka tek tek imza attırıyorlar. O yürekli, onurlu, üretmek için çaba sarf eden çiftçi; bankanın, memurun, kamunun, her yerin önünde boynu bükük yaşamak zorunda kalıyor. Malıyla, mülküyle rezil olmak böyle bir şey.

“ÇİFTÇİ ONURLUCA ÜRETİMİNİ YAPMALIDIR”

Bankalar ‘Çok kredi verdik’ diye övünüyorlar. Elbette serbest piyasa, bankalara diyecek sözümüz yok. Ama Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı bütün bunların sorumlusudur. Kullanılan kredilerin bir kısmı faiz indirimli, yani sübansiyonlu. O sübansiyonlar da alınmasa çiftçinin borcu galiba çok daha başka yerlere gidecektir. Dolayısıyla krediler finansmanın tek merkezi olmamalı, çiftçi faizlerle sömürülmemeli, sermaye sağlamak için muhasebecilik yapmamalı, çiftçi onurluca üretimini yapmalıdır. Onurluca yapıyor da…”

Üretimin planlamayla yapılmasını ve ürünlere taban fiyat verilmesini önerdiklerini anlatan Sarıbal, “Çiftçi hem mühendis hem muhasebeci hem finansör hem de her şeyi yapan biri olmamalı. Çiftçi, örgütleriyle yaşamın her alanında, her girdide ve üretim sonrasında süreçlerin içerisinde bir paydaş olsun, sözü olsun. Bugün konuştuğumuz şeyler, inanılmaz bir plansızlığın sonuçlarıdır. Konuştuğumuz her şey bir sonuç. Bizi bu sonuca getiren temel mesele ise iktidarın tarım ve ekonomi politikalarıdır. Tekrar söylüyorum; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mehmet Şimşek politikaları bugüne dair değildir, 2002’den bugüne gelen tarihsel sürecin bir sonucudur. Yakın tarihte, 2018’de ‘Saray Sultanlığının’ başladığı tarihten bugüne sektör gerçekten büyük bir perişanlık yaşıyor” dedi. 

Bursa’da şeftalinin dalındaki maliyetinin 20 ile 25 lira arasında olduğunu ancak üreticiye bu fiyatın verilmediğini ifade eden Sarıbal, “Gıda sanayisinde işlenerek kullanılacak şeftaliye ödenen para 5 lira. Dalındaki o şeftali için 25 lira masraf yapıyor bu çiftçi, sanayiye giden fiyat ise 5 lira. Aynı şekilde Mersin Ziraat Odası, sanayiye giden şeftali için ’15 lira maliyetim var’ diyor, ona da 5 lira veriyorlar. Denizli Çivril’de sofralık şeftali 35 lirayken bir günde 15-22 liraya kadar düşmüş. Oysa 15 liraya düşen şeftalinin dalındaki maliyeti 22 lira. Bu durum Türkiye’nin hemen hemen her yerinde böyle. Elbette turfanda ve geç turfandalarda bir fiyat farkı olacaktır ama işte bu, plansızlığın getirdiği bir sonuçtur” diye konuştu.

“DERHAL ZARAR TESPİTİ YAPIN”

Çiftçiye el uzatılması ve zarar tespiti yapılmasını isteyen Sarıbal, şunları kaydetti:

“O zarar tespitini selin alıp götürdüğü ürünlerden değil; Tarım İl ve İlçe Müdürlüğündeki yetkili arkadaşlarıma söylüyorum, dalda o kayısının toplandığı ağaçları denetleyin. O ağaçların verimi ve alan üzerinden bunu mutlaka yerine getirin. Sadece borç ertelemesiyle olmaz, borç ertelemesi artık sorunu çözmüyor. Çünkü ertelenen borç yine faizle erteleniyor ve daha sonra daha da yükselmiş olarak çiftçinin karşısına çıkıyor. Başka çözümler var; örneğin bu kayısıları kurutmak için gerektiğinde üstü kapatılabilecek alanlar yapın. Çiftçinin kendi imkanlarıyla yaptığı şey elbette kıymetli ama artık bu süreci aşmak zorundayız. Buralara kaynak, ödenek ayırın; bunları yapın. Çiftçi ektiğini hasat edip kurutmaya bıraktığı ürün de sele gidiyorsa bunun tanımı ne olabilir? Nasıl ifade edebiliriz bunu? Bu riskleri de göz önüne alarak daha yüksek platformlar üzerinde modern kurutma alanları yapın.”

Gümrük vergilerinin Türkiye’nin en büyük açmazı olduğunu belirten Sarıbal, Avrupa Birliği süreciyle birlikte 2017, 2018 ve 2019 yıllarında Türkiye’nin tarım ürünlerinde gümrükleri kaldırdığını, 2018-2019 sürecinden sonra ithalatın fütursuzca yükseldiğini anlattı.

Dünyanın en büyük ülkelerinin bir taraftan kendi üreticisini korumak, bir taraftan da ülke gelirlerini artırmak için ithalat vergisi koyduğunu söyleyen Sarıbal, “ABD bugüne kadar uyguladığı vergilere ek olarak yüzde 12,5’lik yeni bir vergi getirdi. ‘Bize ne’ denilebilir. Niye bize ne olsun? Çünkü biz ABD’ye tarım ürünleri satıyoruz. Örneğin geçen yıl sattığımız zeytinyağının her 100 tonunun 43 tonunu Amerika’ya satmışız. Tunus ise ABD’nin koyduğu bu gümrük vergisinden etkilenmemektedir, çünkü Tunus’a özel bir ayrıcalık tanınmış. Tunus da zeytin ve zeytinyağında önemli bir ülkedir. 

Biz yıllara göre yıllık 300 bin ile 500 bin ton arasında zeytinyağı üretiriz. Var senesinde 450-500 bin tona çıkarız, yok senesinde 250 bin tonun altına düşmeyiz. İspanya’da kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimi 7 ile 11 kilo arasında değişirken Türkiye’de 2-2,5 kilogram civarındadır. Böyle bakıldığında, aslında üretilen zeytinyağının tümü halkımız tarafından tüketilse ihracata gidecek ürün kalmaz. Ama ne yazık ki yok denecek kadar az zeytinyağı tüketiyoruz. Elbette orada da bir dengesizlik var: Zeytinyağını üreten bölgeler başka yağ tüketmez, onların tüketimi çok daha yüksek rakamlara çıkar ama yoksul halkın zeytinyağı tüketme imkânı yok.

Bir de gümrükler konup bu ürün çiftçinin elinde kalırsa durum daha da kötüleşir. Geçmiş yıllarda olduğu gibi Fransa ve İtalya gibi bazı ülkeler bizden dökme zeytinyağını ucuza alıp işleyerek, markalaştırarak, ambalajlayıp pazarlayarak adeta bizim zeytinyağımız üzerinden para kazanıyorlar. Parayı benim köylüm, çiftçim kazanması gerekirken Fransız, İtalyan kazanıyor. ABD vergiyi koyuyor, biz ise sıkıştığımız anda vergileri sıfırlayıp başka ülkelerin ürünlerini bu topraklarda satmayı tercih ediyoruz.

“BÖYLE GİTMEYECEK”

Bu düzen böyle gitmez ve gitmeyecek. El ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz. Bu ülkenin çiftçisi onurludur, üreten onurludur, nasırlı eller onurludur. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda üreten üreticilerimize buradan selam olsun. Dünyanın en onurlu işini yapıyorlar ama sahipsizler. Böyle gitmeyecek. Hep birlikte bu bozuk düzeni demokratik yollarla değiştireceğiz. Onun yerine bu ülkenin toprağından, suyundan, çiftçisinden, insanından, doğasından ve ormanından yana yeni bir düzeni hep beraber kuracağız. Yaşasın bu topraklarda üreterek, yüreğini ortaya koyarak onurlu duruşunu sürdüren çiftçilerimiz.”

Yorum Yap

Benzer Haberler
CHP’li Sarıbal: “Çiftçiler dünyanın en onurlu işini yapıyorlar ama sahipsizler”
CHP’li Sarıbal: “Çiftçiler dünyanın en onurlu işini yapıyorlar ama sahipsizler”
Fındıklı’da tramvay raydan çıktı, yolcular tahliye edildi
Fındıklı’da tramvay raydan çıktı, yolcular tahliye edildi
BTP Lideri Baş’tan 10 maddelik tarım reformu paketi
BTP Lideri Baş’tan 10 maddelik tarım reformu paketi
İBB ile TMMOB arasında protokol imzalanması töreninde konuşan Nuri Aslan: En büyük sorumluluğumuz İstanbul’un afetlere hazırlanmasıdır
İBB ile TMMOB arasında protokol imzalanması töreninde konuşan Nuri Aslan: En büyük sorumluluğumuz İstanbul’un afetlere hazırlanmasıdır
Adalet Bakanı Gürlek: “Ankara’da fuhuş ve insan ticaretine yönelik operasyonlarda 6 şüpheli tutuklandı”
Adalet Bakanı Gürlek: “Ankara’da fuhuş ve insan ticaretine yönelik operasyonlarda 6 şüpheli tutuklandı”
Saadet Partili Doğan, madenlerin ham ihraç edilip işlenmiş ürünlerin ithal edilmesini Meclis gündemine taşıdı
Saadet Partili Doğan, madenlerin ham ihraç edilip işlenmiş ürünlerin ithal edilmesini Meclis gündemine taşıdı
Kuruluş Yurdundan Güncel Manşetler
Bilecik Manşet

Bilecik Manşet, “Kuruluş Yurdundan Güncel Manşetler” anlayışıyla tarihin izinden bugüne uzanan gelişmeleri anlık ve güvenilir şekilde sunan; Bilecik’in nabzını tutan güçlü ve tarafsız bir haber platformudur.

2026 Bilecik Manşet © Tüm hakları saklıdır. Bilecik Manşet